Gönderen Konu: MP3 henüz ölmese de artık dijital sona yaklaşıyor  (Okunma sayısı 50 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı fortran

  • Administrator
  • Ağır üye
  • *****
  • İleti: 18,319
  • Bir insanı sevmekle başlar her şey...
    • get GNU
  • Dağıtım: Debian, Linux Mint
  • Masaüstü: Mate
  • Grafik: NVIDIA & Intel
  • İşlemci: i7-4700MQ
  • RAM: 8 GB DDR3 1600MHz
MP3 henüz ölmese de artık dijital sona yaklaşıyor
« : Mayıs 17, 2017, 15:21:18 »
MP3, çıktığından bu yana müzik ile benimsenmişti. Şimdi ise talep azlığı nedeniyle  Fraunhofer Institute tarafından MP3’ün lisans programı sonlandırıldı.

MP3 dosya formatı, geçen ay Almanya merkezli Fraunhofer ISS tarafından, dijital dosya biçimi için lisans programını sona erdirdi. Bunun en büyük sebeplerinden biri de Gelişmiş Ses Kodlaması (ACC) gibi daha verimli ve daha iyi dosya formatlarının popülaritesini artırmak. Fraunhofer ISS, web sitesinden yayınladığı mesajda  ”Lisans sahiplerine,  son yirmi yılda dünyadaki defacto ses bileşenleri haline getirme konusundaki büyük yardımlarından ötürü teşekkür ediyoruz” yazıyor.

Müzik endüstrisinde büyük değişim sağlamıştı. Önce müzik dünyasında başlayan bu değişim daha sonra eğlence sektörünün tamamında yer almıştı. Bu değişimi iyi değerlendiren Apple, iPod ile birlikte küllerinden doğmuş ve iPhone’a giden ilk adımı atmıştı. MP3 dosya formatının lisansının sonlandırılması sadece teknik ve hukuki bir durum olduğunu belirtmekte fayda var. Yani, birkaç yıl daha varlığını sürdürmeye devam edecek.

Fraunhofer Institute, MP3’ün ardından yeni standart format olarak gelişimine sürekli destek verdiği AAC’yi öne çıkarmaya başlıyor. Yıllardır kullanılan bu format, Mp3 seviyesine ulaşabilmiş değil. Aslında temelde daha iyi olan AAC, kalitesine rağmen yazılım ekosistemindeki eksikliği nedeniyle beklenen ivmeyi bir türlü kazanamamıştı. Şimdi ise önünde yeni bir fırsat var.

MP3 tarihi

MP3 formatı, müzik piyasasının en önemli araçlarından biri olmuştur. Format üzerindeki çalışmalar ancak 1986 yılında başlayabildi. Bunun nedeni ise bilgisayarların daha iyi seviyeye gelmesi ve ses işleme imkanlarının yükseltilmesi. Brandenburg, 1986 yılının başında bu işi, diğerlerinden farklı olarak yapabiliceğini anlıyor ve bu fikre paten almayı başarıyor.

Ortaya çıkan ilk kodlama tekniği, sesi üç katmana ayırarak, öncelik derecesine göre hangi katmanın kaydedilip, hangilerinin gözden çıkarılacağına dayanıyor. Ancak bu yöntemi karmaşık bulan Brandenburg, insan kulağının sahip olduğu sınırlara dayalı yeni bir teknik üzerinde çalışıyor. 1988 yılında Uluslararası Standartlar Teşkilatı (ISO) tarafından yapılan ve sayısal video kodlamasında bir standart belirlenmesinin ardından hemen ekip oluşturuluyor. Oluşturulan bu ekip, Hareketli Görüntü Uzmanları Birliği (MPEG) olarak adlandırılıyor.

Videoları CD-ROM’a taşımayı ve bir medya standardı oluşturmayı amaçlayan bu çalışmalar sırasında ortaya atılan, birbirinden farklı ses sıkıştırma tekniklerinden hangisinin daha verimli olacağı konusunda fikir birliğine varılamıyor.

Bunun üzerine ekip, ellerindeki farklı ses sıkıştırma teknikleri için birer alt grup oluşturmaya karar veriyor. Oluşturulan bu standartlar Layer I, Layer II, Layer III olarak isimlendiriliyor. Standartlar ortaya çıktığında, en düşük bant genişliği kullanarak en yüksek ses kalitesi sunan standardın Layer III olduğu ortaya çıkıyor.

1994-1995 yılları içerisinde, Layer III’ün internet ortamının ses standardı olması gerektiğine karar veren ekip, bunun için bir dosya uzantısı bulmak istedi. Kararlaştırılan Dosya uzantısı ise .mp3 olmuştu. Bu dosya uzantısının resmiyet kazandığı tarih olan 14 Temmuz 1995 tarihi, bir bakıma MP3’ün doğumu diyebiliriz. Bu formatı kullanan ilk medya oynatıcı ise Winamp  oldu.

btnet


Çevrimdışı yuki

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 2
  • Debian; evrensel işletim sistemi...
Ynt: MP3 henüz ölmese de artık dijital sona yaklaşıyor
« Yanıtla #1 : Mayıs 18, 2017, 03:08:03 »
Sanırım zamanla son kullanıcı sadece stream servisleri üzerinden müziğini dinleyecek ve bu tür formatlar hakkında kafa yormayacak.